EN GİZLİ ÖRGÜT
Kötü diye tanımladığımız insanlar gizli örgütler kurup dünyayı dahada kötü bir yer yapmak için uğraşırken iyi olduğunu düşünenlerde neden bir gizli örgüt kurmazlarki.aslında enn gizli örgüt arada konuşmalar yazışmalar olmasada iyilerin kurduğu örgüt.çünkü kötü olmaya niyetlenip şerre hizmet niyetinde olmayan her insanın içinde iyilerle bir gönül bağı her zaman var.iyinin güçsüz gözükmesi bir araya gelebilme yeteneğinin,ihtiyacının ,kararlılığının kötüler kadar organize olamaması sanırım.iyilerin karşılarında rakip görememeleri belkıde sebep,çünkü kötülerin en müthiş silahlarından biride iyilerden çok daha iyi görünebilmemeleri ve ne kötülük yapıyorlarsa bu maskenin altında yapmaları.
kötüler iyilerin bir araya gelmemesi için onları nasıl birbirlerinden farklılaştırırız,nasıl aralarına güç yıkılır engeller koyarız derdinde..bizi kullanıp bir avuç kötü insanla dünyayı kendilerine benzetmek istiyorlar.iyiler güçsüz çünkü,korkutulmuş.iyi olanı ,adil olanı sonuna kadar savunacak gücü yok.ve böyle anlarda yalnızlıktan doğan bir çaresizlikle sadece kötüye içinden kızarak tepki verebiliyor.
kendini hiç kimseden üstün görmeyen,hiiiiç kimsenın kötülüğünü istemeyen.hiçbir menfaati olmadan iyi olmaya çalışan.zamanı geldiğinde haksızlıklara karşı dimdik durabilen,tek başınayken bile dünyayı daha güzel biryer yapmak isteyebilen.umudunu hiçbir zaman yitirmeyen.öfkesini öldürüp topraga vermiş sağduyulu insanları bir araya toplayacak.başı önderi sadece doğruluk olan.kimseden hiçbir yaratılmışa kulluk etmesini istemecek.sadece sözün doğrusunu işitip ona uyan akıl sahibi insanlardan kurulmuş bir örgütün hayalini kuruyorum.
Translate
9 Ekim 2014 Perşembe
İNECEK KALMASIN
Birçoğumuz bütün herşey olup bittikten sonra anlayabileceğiz üzerimize oynanan oyunu. ağızlarımızdaki savaş kelimesinin bilgisayar oyunlarından, filmlerden ,belgesellerden çok farklı olduğunu gördüğümüzde.günlerce aç kaldığımızda.çoluk çocuğumuzun,anamızın babamızın can güvenliğini saglayamayıp her an öldürülebileceğimizi hissettiğimizde.üşüyüp te ısınıcak bir yer bulamadığımızda.hiç görmediğimiz kadar kanı ve cansız insan vücutlarını gördüğümüzde.
ilahi bir el durdurmazsa olacaklar bunlar.yapılabilecek çok fazla birşey yok.size akıl vermeye çalışmıyorum.hemen dibimizde insanların yaşadıkları bunlar.çok değil birkaç nesil önce dedelerimizin, ninelerimizin yaşadığı da buydu .Anlatmak istediğim şimdiye kadar kötü günler yaşamamamız hiç yaşamayacağımız anlamına gelmiyor.
Aslında hiçbir fikrimiz olmayan konularda sosyal medyada çözümler bulmak,ona buna hakareteler etmek bizi kurtarmayacak.aslında canımıza kast etmeyen herkesin dostumuz olduğunu , dünyayı düzeltebilmek için birilerini yok etmek zorunda olmadığımızı anlamak biraz zaman alacak ama geri kalanlar eskisi gibi özgür ve zengin olmasalarda (zenginlikten kast ettiğim yiyecek ekmek bulabilmek) savaşın ne kadar anlamsız olduğunu anlayacaklar.
fitil ateşlendi.etrafımızda olup biten henüz sadece bombanın fitili.asıl bomba tam olarak yaşadığımız topraklarda.hedef biziz.ilk önce bizi kendi içimizde düşmanlaştırdılar.birbirimize saygısızca saldırmayı ögrettiler,yarın kötü şeyler olmaya başlayıp birbirimizi daha çok suçlamaya başladığımızda asıl bomba o zaman patlayacak.
fesadın dünyadaki taşeronlarının elinde birer değersiz oyuncak olduğumuzu görmüyormusunuz.eğer bizler akıllı,sağduyulu olabilirsek fitil yanıp kendini bitirecek.eğer patlarsa geleceğimiz hayallerimizde patlayacak.
iyi insanlar iyi şeyler yaparlar.kötüler ise iyi insan taklidi.iyi insanlar olmaya çalışsak,vicdanlarımızı dinleyerek.korkmadan.çünkü korku bize vicdanımızın sesini unutturabiliyor.iyilikte tek yumruk olabilirsek şeytanın hiç bitmeyecek oyunundan kurtulabiliriz.
şeytan var ve aramızda dolaşıyor televzyonlara çıkıyor,gazetelerde köşe yazıları yazıyor,şavaşlar çıkartıp silah satıyor,reklamlarla aslında ihtiyacınız olamayan şeylere,dizilerle lüks hayatlara özendiriyor,surviver la birbirimiz ne kadar kolay satabileceğimizi, şarkı yarışmalarıyla para,söhret için ne kepazelikler yapmamız gerektiğini ögretiyor.siyaset yapıp bizi sokaklara çatışmaya çağırıyor.banklar kurararak borçlandırıyor,dilsiz köleler üretiyor.bonzai ,alkolle akıllarımız çalıyor.aileler yıkıyor.
topluluk olarak dur demediğimiz sürece.lütfen birbirinizi sevmeye çalışın lütfen.
Birçoğumuz bütün herşey olup bittikten sonra anlayabileceğiz üzerimize oynanan oyunu. ağızlarımızdaki savaş kelimesinin bilgisayar oyunlarından, filmlerden ,belgesellerden çok farklı olduğunu gördüğümüzde.günlerce aç kaldığımızda.çoluk çocuğumuzun,anamızın babamızın can güvenliğini saglayamayıp her an öldürülebileceğimizi hissettiğimizde.üşüyüp te ısınıcak bir yer bulamadığımızda.hiç görmediğimiz kadar kanı ve cansız insan vücutlarını gördüğümüzde.
ilahi bir el durdurmazsa olacaklar bunlar.yapılabilecek çok fazla birşey yok.size akıl vermeye çalışmıyorum.hemen dibimizde insanların yaşadıkları bunlar.çok değil birkaç nesil önce dedelerimizin, ninelerimizin yaşadığı da buydu .Anlatmak istediğim şimdiye kadar kötü günler yaşamamamız hiç yaşamayacağımız anlamına gelmiyor.
Aslında hiçbir fikrimiz olmayan konularda sosyal medyada çözümler bulmak,ona buna hakareteler etmek bizi kurtarmayacak.aslında canımıza kast etmeyen herkesin dostumuz olduğunu , dünyayı düzeltebilmek için birilerini yok etmek zorunda olmadığımızı anlamak biraz zaman alacak ama geri kalanlar eskisi gibi özgür ve zengin olmasalarda (zenginlikten kast ettiğim yiyecek ekmek bulabilmek) savaşın ne kadar anlamsız olduğunu anlayacaklar.
fitil ateşlendi.etrafımızda olup biten henüz sadece bombanın fitili.asıl bomba tam olarak yaşadığımız topraklarda.hedef biziz.ilk önce bizi kendi içimizde düşmanlaştırdılar.birbirimize saygısızca saldırmayı ögrettiler,yarın kötü şeyler olmaya başlayıp birbirimizi daha çok suçlamaya başladığımızda asıl bomba o zaman patlayacak.
fesadın dünyadaki taşeronlarının elinde birer değersiz oyuncak olduğumuzu görmüyormusunuz.eğer bizler akıllı,sağduyulu olabilirsek fitil yanıp kendini bitirecek.eğer patlarsa geleceğimiz hayallerimizde patlayacak.
iyi insanlar iyi şeyler yaparlar.kötüler ise iyi insan taklidi.iyi insanlar olmaya çalışsak,vicdanlarımızı dinleyerek.korkmadan.çünkü korku bize vicdanımızın sesini unutturabiliyor.iyilikte tek yumruk olabilirsek şeytanın hiç bitmeyecek oyunundan kurtulabiliriz.
şeytan var ve aramızda dolaşıyor televzyonlara çıkıyor,gazetelerde köşe yazıları yazıyor,şavaşlar çıkartıp silah satıyor,reklamlarla aslında ihtiyacınız olamayan şeylere,dizilerle lüks hayatlara özendiriyor,surviver la birbirimiz ne kadar kolay satabileceğimizi, şarkı yarışmalarıyla para,söhret için ne kepazelikler yapmamız gerektiğini ögretiyor.siyaset yapıp bizi sokaklara çatışmaya çağırıyor.banklar kurararak borçlandırıyor,dilsiz köleler üretiyor.bonzai ,alkolle akıllarımız çalıyor.aileler yıkıyor.
topluluk olarak dur demediğimiz sürece.lütfen birbirinizi sevmeye çalışın lütfen.
18 Temmuz 2014 Cuma
ACI REÇETE
birçoğumuz zaten farkında dünyadaki bu zalimce yönetimleri,çocuk ölümlerini adeletsizliği durdurmasını beklediğimiz hiçbir devlet,hükümet,sivil toplum kurulusu derdimize çare olmayacak onlar sadece meydanlarda ekranlarda doğruları bağırarark söylerken yanlışları yapmaya devam edecekler çünkü istemeselerde onlarda bu düzenin bir parçası olmuşlar.yaptıkları bizim gazımızı alıp bir süre daha derin uykulaımıza daldırmaktan öteye geçmeyecek.adil bir dünyayı adil iktidar sahipleri hiçbir zaman getirememiş ve getiremıyecek.ancak halk gercekten sözde değil özde adil olabilmeyi başardığında bir yerlerde ölen ,aç kalan insanların acısını madurlar her kim olursa olsun kalbinde hissedebildiği ve evde dana gibi yatmaktan yada gökten ebabilleri beklemekten vazgeçip taşın altına ellerini koyduğunda,haksızlıga karsı dimdik durabildiğinde düzen değişecek..gelip gelmeyeceğinden emin olmadığımız mehdileri hızırları beklemekte yapılması gereken değil..onları gelmiş farz edip yapacaklarını biz yapmadan bizi parça parça sindirmeye devam edecekler.
yapmamız gereken iyiyle kötünün savaşında duracağımız yeri belirlemek ve bizi birbirimizden farklılaştırmak için önümüze atılan sahte yemleri elimizin tersiyle itip iyi olmayı seçmiş butun insanlar olarak en küçük ortak paydada birleşmek.onlar güçsüzler, bu yuzden gizli örgutler kuruyorlar.birlik olursak bizim gizli olmamız gerekmıyor.
siyasi,dini,etnik butun farklılıklarımızı unutup iyi insanların bir arada haksızlıga karşı cıkması gerekıyor.ne kadar kalabalık olursak o kadar şansımız artar.yoksa yakında bizde karnımızı doyumak için kedileri kovalamaya başlayabiliriz.
birçoğumuz buğün cola alarak filistinli cocuklara birer kurşun sıktık bile.heryerden bulabileceğiniz markalardan alış veriş yapmayarak mucadelenin ennn küçüğünden yarın başlangıç yapabiliriz.etrafımızdakileri uyararak bir sonraki gun bir adım daha atabiliriz.eger ufakta olsa bir topluluk yaratabilirsek kartopu gibi hergun çok daha buyuk olabiliriz.yada olmayıp bizim için yazılmış karanlık geleceği bekleyebiliriz.sondan bir önceki duraktayız ve fazla zamanımız kalmadı.
biraz ürkütücü olacak ama karşımızdaki şeytan ve bize ilk önce vesveselerle saldıracak.birbirimize dahada düşman yaparak.şu anda müslüman ,hristiyan yahudi bilmem ne kadar çeşit insan varsa herkezi kullanıyor.gunu geldiğinda yahudileri de harcarken hiç tereddüt etmeyecek.onlarda kendi sonlarını hızlandırdıklarının farkında değiller.şeytan artık kıyametin kopmasını ve allahın karşısına verdiği sözü tutarak yani çoğumuzu yoldan çıkarmış olarak dönmeyi beklıyor.
birbirimize iyiliği,hoş görüyü,tevazuyu,çömertliği,adaleti telkın edelim kı düşmanlarımız tedirgin olsun..yarın buğünkinden daha iyi insanlar olMAya çalışmazsak kaybederiz.
birçoğumuz zaten farkında dünyadaki bu zalimce yönetimleri,çocuk ölümlerini adeletsizliği durdurmasını beklediğimiz hiçbir devlet,hükümet,sivil toplum kurulusu derdimize çare olmayacak onlar sadece meydanlarda ekranlarda doğruları bağırarark söylerken yanlışları yapmaya devam edecekler çünkü istemeselerde onlarda bu düzenin bir parçası olmuşlar.yaptıkları bizim gazımızı alıp bir süre daha derin uykulaımıza daldırmaktan öteye geçmeyecek.adil bir dünyayı adil iktidar sahipleri hiçbir zaman getirememiş ve getiremıyecek.ancak halk gercekten sözde değil özde adil olabilmeyi başardığında bir yerlerde ölen ,aç kalan insanların acısını madurlar her kim olursa olsun kalbinde hissedebildiği ve evde dana gibi yatmaktan yada gökten ebabilleri beklemekten vazgeçip taşın altına ellerini koyduğunda,haksızlıga karsı dimdik durabildiğinde düzen değişecek..gelip gelmeyeceğinden emin olmadığımız mehdileri hızırları beklemekte yapılması gereken değil..onları gelmiş farz edip yapacaklarını biz yapmadan bizi parça parça sindirmeye devam edecekler.
yapmamız gereken iyiyle kötünün savaşında duracağımız yeri belirlemek ve bizi birbirimizden farklılaştırmak için önümüze atılan sahte yemleri elimizin tersiyle itip iyi olmayı seçmiş butun insanlar olarak en küçük ortak paydada birleşmek.onlar güçsüzler, bu yuzden gizli örgutler kuruyorlar.birlik olursak bizim gizli olmamız gerekmıyor.
siyasi,dini,etnik butun farklılıklarımızı unutup iyi insanların bir arada haksızlıga karşı cıkması gerekıyor.ne kadar kalabalık olursak o kadar şansımız artar.yoksa yakında bizde karnımızı doyumak için kedileri kovalamaya başlayabiliriz.
birçoğumuz buğün cola alarak filistinli cocuklara birer kurşun sıktık bile.heryerden bulabileceğiniz markalardan alış veriş yapmayarak mucadelenin ennn küçüğünden yarın başlangıç yapabiliriz.etrafımızdakileri uyararak bir sonraki gun bir adım daha atabiliriz.eger ufakta olsa bir topluluk yaratabilirsek kartopu gibi hergun çok daha buyuk olabiliriz.yada olmayıp bizim için yazılmış karanlık geleceği bekleyebiliriz.sondan bir önceki duraktayız ve fazla zamanımız kalmadı.
biraz ürkütücü olacak ama karşımızdaki şeytan ve bize ilk önce vesveselerle saldıracak.birbirimize dahada düşman yaparak.şu anda müslüman ,hristiyan yahudi bilmem ne kadar çeşit insan varsa herkezi kullanıyor.gunu geldiğinda yahudileri de harcarken hiç tereddüt etmeyecek.onlarda kendi sonlarını hızlandırdıklarının farkında değiller.şeytan artık kıyametin kopmasını ve allahın karşısına verdiği sözü tutarak yani çoğumuzu yoldan çıkarmış olarak dönmeyi beklıyor.
birbirimize iyiliği,hoş görüyü,tevazuyu,çömertliği,adaleti telkın edelim kı düşmanlarımız tedirgin olsun..yarın buğünkinden daha iyi insanlar olMAya çalışmazsak kaybederiz.
27 Haziran 2014 Cuma
"Kimse özgür olduğuna inanan birinden daha iyi köle olamaz" - Goethe, Elective Affinities romanından.(bende michael sikkofield tan aldım)
5 Haziran 2014 Perşembe
GLOBAL SİZOFRENİ
kendime soruyorum binlerce yıldır allaha kulluk yapmayıp cezlandırılanlardan hiçbir farkım(ız) yokken nasılda bu kadar dindar görünebiliyorum.
birkaç cevabı var aslında bu sorunun
çünkü kolayı seçtim .Toplum allaha kul olmakla ilgili senden hiçbirşey beklemıyor.aslında artık bazı topluluklarda allaha kul olduğunu söylemeni bile beklemiyor.duruma göre dindarım yada değilim demek yeterli oluyor.ama dindar birinin nasıl olması gerektiği bilinmiyor,ögrenmemek için çaba sarfediliyor.ögrenilenin boynumuza yük olacagından korkuluyor.yaşadığımız toplulukta kim daha çoksa söylediklerimiz bizi o toplumun bir parçası yapıyor (ama kul yapamıyor) ve farklı topluluklara karşı korunabilmemizi sağlıyor.o kadar, allahtan hiçbir beklentimiz yok.bu sebeple allahında bizden yapmamızı bekledikleri ile de bir ilgimiz yok zaten.aslında inanmadığımız ahirete inanıyormuş gibi yaparak hem etrafımızdakilerin rızasını hemde bizim ne düşündüğümüzü ,hissettiğimizi bilmesine imkan olmadığını düşündüğümüz allahı kandırdığımızı sanacak kadar akılsız varlıklarız.aslında sandığımız kişiler olmadığımızı eşşek gibi biliyoruz ama dile gelmediği sürece sorun yok bizim için.
dinimiz hakkında çoğumuzun bildikleri androtit 4.4.2 sürümü hakkında bildiklerimizden daha az.zaten iyi bir kul olma isteğimizde zamsung s5 isteğimizden az.Sosyal paylaşım sitelerinde bütün arkadaşlarımıza dün hangi hava alanındaydım,şimdi ne yiyiyor,nerelerde tatile yapıyorum diye gösterme yarışına gireceğimize allahın emrettiği en kolay şey olan namazı kılarak allaha kul olma talebimizi yaratıcımız göstermek gereksiz geliyor.
ahlaksızlık yaptıkları için helak olan eski kavimlerin yaptıklarını biz televizyon başında yapıyoruz.reklamlardaki cıplak,yiyişen insanlar bize o kadar normal gelıyorki asıl hedefi çocuklarımız olan bu bombardımana bile tepki göstermek aklımız gelmıyor.
uzun lafın kısası bizler aslında,paraya,çıkara,mevkiye,şöhrete ve nefsimize tapanlar olarak sadece dünyevi ihtiyaçlarımız sebebi ile allaha el açıyor ve sadece taptıklarımızdan fayda göremiyeceğimiz dertlerimiz için bizi yaratan allaha yalvarabiliyoruz.
bizi yaratanın bizden istediği çömertlik çoğumuzda yok artık tüm dünyanın komşumuz sayılabileceği bir dunyada yaşarken,komşusu açken tok yatan bizden değildir sözünü anlayamıyoruz.paylaşacak birşeyimiz olmasada,fakirde olsak aç olan o insanların muhtaçlığı canımızı açıtmıyor,paylaşmak hiç aklımıza gelmıyor bile.
daha fazla kazanabilmek için yalan atmak bize normal gelirken..peygamberin müslüman yalan atmaz sözü bizden hiiiiiiç bahsetmıyor.
hergün 10 dakika hatalarımızı düşünsek hiçbir sıkıntımız kalmayacak ama biz muhasebemiz içimizde değil banka hesaplarında yapmayı daha fazla istediğimizden biz kaybedenleriz haberiniz olsun sonra çok şaşırmayalım.
YA SONDAN BİR ÖNCEKİ DURAKTAYSAK
kendime soruyorum binlerce yıldır allaha kulluk yapmayıp cezlandırılanlardan hiçbir farkım(ız) yokken nasılda bu kadar dindar görünebiliyorum.
birkaç cevabı var aslında bu sorunun
çünkü kolayı seçtim .Toplum allaha kul olmakla ilgili senden hiçbirşey beklemıyor.aslında artık bazı topluluklarda allaha kul olduğunu söylemeni bile beklemiyor.duruma göre dindarım yada değilim demek yeterli oluyor.ama dindar birinin nasıl olması gerektiği bilinmiyor,ögrenmemek için çaba sarfediliyor.ögrenilenin boynumuza yük olacagından korkuluyor.yaşadığımız toplulukta kim daha çoksa söylediklerimiz bizi o toplumun bir parçası yapıyor (ama kul yapamıyor) ve farklı topluluklara karşı korunabilmemizi sağlıyor.o kadar, allahtan hiçbir beklentimiz yok.bu sebeple allahında bizden yapmamızı bekledikleri ile de bir ilgimiz yok zaten.aslında inanmadığımız ahirete inanıyormuş gibi yaparak hem etrafımızdakilerin rızasını hemde bizim ne düşündüğümüzü ,hissettiğimizi bilmesine imkan olmadığını düşündüğümüz allahı kandırdığımızı sanacak kadar akılsız varlıklarız.aslında sandığımız kişiler olmadığımızı eşşek gibi biliyoruz ama dile gelmediği sürece sorun yok bizim için.
dinimiz hakkında çoğumuzun bildikleri androtit 4.4.2 sürümü hakkında bildiklerimizden daha az.zaten iyi bir kul olma isteğimizde zamsung s5 isteğimizden az.Sosyal paylaşım sitelerinde bütün arkadaşlarımıza dün hangi hava alanındaydım,şimdi ne yiyiyor,nerelerde tatile yapıyorum diye gösterme yarışına gireceğimize allahın emrettiği en kolay şey olan namazı kılarak allaha kul olma talebimizi yaratıcımız göstermek gereksiz geliyor.
ahlaksızlık yaptıkları için helak olan eski kavimlerin yaptıklarını biz televizyon başında yapıyoruz.reklamlardaki cıplak,yiyişen insanlar bize o kadar normal gelıyorki asıl hedefi çocuklarımız olan bu bombardımana bile tepki göstermek aklımız gelmıyor.
uzun lafın kısası bizler aslında,paraya,çıkara,mevkiye,şöhrete ve nefsimize tapanlar olarak sadece dünyevi ihtiyaçlarımız sebebi ile allaha el açıyor ve sadece taptıklarımızdan fayda göremiyeceğimiz dertlerimiz için bizi yaratan allaha yalvarabiliyoruz.
bizi yaratanın bizden istediği çömertlik çoğumuzda yok artık tüm dünyanın komşumuz sayılabileceği bir dunyada yaşarken,komşusu açken tok yatan bizden değildir sözünü anlayamıyoruz.paylaşacak birşeyimiz olmasada,fakirde olsak aç olan o insanların muhtaçlığı canımızı açıtmıyor,paylaşmak hiç aklımıza gelmıyor bile.
daha fazla kazanabilmek için yalan atmak bize normal gelirken..peygamberin müslüman yalan atmaz sözü bizden hiiiiiiç bahsetmıyor.
hergün 10 dakika hatalarımızı düşünsek hiçbir sıkıntımız kalmayacak ama biz muhasebemiz içimizde değil banka hesaplarında yapmayı daha fazla istediğimizden biz kaybedenleriz haberiniz olsun sonra çok şaşırmayalım.
YA SONDAN BİR ÖNCEKİ DURAKTAYSAK
14 Mayıs 2014 Çarşamba
28 Mart 2014 Cuma
düğmeye basıldı türkiyenin ipi çekildi adım adım karanlık gunlere dogru gidiyoruz ve bu karanlıktan düşman olarak görüp sorumlu tuttuğumuz kim varsa onlar kadar sucluyuz karanlık gunlerdede suçlamaya devam edecegiz zaten.faili olduğumuz cinayetrin sorumlusunu aramayada devem edeceğiz.buyuk patronların verdikleri rolu onlara düşmanmış gibi oynayıp işlerine ne geliyorsa yapmaya devam ediyoruz.
hayat satranca o kadar cok benziyorki.ancak önündeki hamleleri hayal edebilen aklını kullanabilen kazanabiliyor bu oyunu..şansa hiç yer yok konsantrasyonunu kaybeden kaybediyor..
bizde farkındaysanız konsatrasyonumuzu ,öngörümüzü,aklımızı kaybetmiş durumdayız.kuyumuzu kazıyoruz.seçenekler bizim için cazip değilse yeni seçenekler üretmeliyiz.onun yada bunun etrafında hep beraber toplanamıyorsak etrafında toplanabileceğimiz başka amaçlar bulmalıyız.birlik olmassak hatta birbirimize düşman olursak hiç şansımız yok.
düşmanlarımız ellerini ovuşturuyor biz birbirimize bağırırken, biz insanca birbirimizle konuşamıyoruz.bu topraklardan başka yaşayacak yerimiz yokken sevemediklerimizde burada diye ateşe vermekten çekinmiyoruz yuvamızı.
aklında bir fikri olan paylaşşın,dedelerimizin kurtuluş savasında kenetlendiği gibi birleştirebilen varsa birleştirsin bizi çünkü yine o zamanlardaki gibi savaştayız ve dahada kötüsü gölgelerle savaşıyoruz.aklı selim insanlar neredeyse meydana çıkıp farklarımızı değil aynı olan yönlerimizi anlatsın artık..son kale de düşmeden birşeyler yapalım artık..düşman sandıklarınızdan daha iyi dost,kardeş olabileceğiniz hiç kimse yok uyanın artık.
hayat satranca o kadar cok benziyorki.ancak önündeki hamleleri hayal edebilen aklını kullanabilen kazanabiliyor bu oyunu..şansa hiç yer yok konsantrasyonunu kaybeden kaybediyor..
bizde farkındaysanız konsatrasyonumuzu ,öngörümüzü,aklımızı kaybetmiş durumdayız.kuyumuzu kazıyoruz.seçenekler bizim için cazip değilse yeni seçenekler üretmeliyiz.onun yada bunun etrafında hep beraber toplanamıyorsak etrafında toplanabileceğimiz başka amaçlar bulmalıyız.birlik olmassak hatta birbirimize düşman olursak hiç şansımız yok.
düşmanlarımız ellerini ovuşturuyor biz birbirimize bağırırken, biz insanca birbirimizle konuşamıyoruz.bu topraklardan başka yaşayacak yerimiz yokken sevemediklerimizde burada diye ateşe vermekten çekinmiyoruz yuvamızı.
aklında bir fikri olan paylaşşın,dedelerimizin kurtuluş savasında kenetlendiği gibi birleştirebilen varsa birleştirsin bizi çünkü yine o zamanlardaki gibi savaştayız ve dahada kötüsü gölgelerle savaşıyoruz.aklı selim insanlar neredeyse meydana çıkıp farklarımızı değil aynı olan yönlerimizi anlatsın artık..son kale de düşmeden birşeyler yapalım artık..düşman sandıklarınızdan daha iyi dost,kardeş olabileceğiniz hiç kimse yok uyanın artık.
8 Mart 2014 Cumartesi
ÇOCUKLAR
bugün internette suriyede 10 kişinin idam edilişini seyrettim.film seyredercesine normal birşeymiş gibi.10 tane anası babası olan,arkadaşları öyle böyle bizim gibi hayatları olan insan birkaç saniye içinde öldürüldü.bu acı olayın içinde en acısı bu insanların içinde 10 yaşında bir çocugunda olmasıydı.nasıl korkunç bir dünyada yaşıyoruz inanmak istemedim..yarın aynı şeyin başımıza gelmemesi için 10 kişiden 100 kişiden dahada kalabalık olmalıyız.aynı şeyin başklarının tekrar başına gelmemesi içinde milyonlar olmalıyız.daha adil bir dunyanın olması için daha ne beklıyoruz.birçok insanın geleceğine inandığı mehdiyi geldiğinde tanıyacağımız düşünüyorsak neler yapacağınıda az çok kestirebiliyor olmamız gerekıyor.tek başımızada olsak içimizdeki mehdiyi dinleyip daha adil,daha çömert,daha dürüst,daha şevkatli,daha saygılı,daha temiz insanlar olmak için ne beklıyoruz.
işin kötü tarafı sanırım hepimizin içimizde hissettiğimiz doğru insanlar olduğumuz fikri kocaman bir yalan.biz iyi insanlar değiliz,bunca haksızlık varaken sessiz kalarak yada en azından içimizden bu olanlara nefret edemeyerek dilsiz şeytanlar oluyoruz.şeytanlar cennete giremez bizde giremeyeceğiz malesef.
kişisel menfaatlerimiz için yaşıyoruz ve kendimizi cuma günü camıye gidip,ramazanda birkaç gün oruç tutup yoldaki dilenciye elli kuruş vererek kusursuz müslümanlar yapıyoruz.şizofren beyinlerimizde hastalıklı bir cennetin hayaliyle ölüme yaklaşıyoruz.paylaşmayı bilmiyoruz.komşumuz açken tıkabasa yiyip yatabiliyoruz,kendimiz için istediklerimizi başkalarında görüp kıskançlıktan çatlıyoruz,parayı,mevkiyi,şöhreti kendimize tanrılar edinip onlara gizli gizli tapıyoruz.
hazır nefes alıp verebiliyorsak hala değiştirebilecek şeyler var demektir.değiştiremıyorsak malesef kaybedenlerde olacagız..dünyada en çok neyi arzuluyorsak,neler düşünüp hayalını kuruyorsak onların yanında dirileceğiz öteki tarafta.
büyük ihtimal yazdıklarım hiçkimse tarafından okumayacak.yanlışlıkla okuyan olursada saçmalık diyip geçecek buyuk ihtimal..doğru bunlar benim saçmalıklarım olabilir ama okuduysan yarın yolda gördüğün herhangi birine sebepsiz bir tebessüm etsen,senden daha çok ihtiyacı olan birine metroda yer versen,çöpleri karıştırıp karton toplayan çocugun cebine 50 lira sıkıştırsan ölmezsin belki akşam biraz daha rahat uyursun.onlarında senın gibi ınsanlar olduğunu unutmadan yaşarsan belkı kendini biraz daha az yalnız hissedersin..aslında hepimiz köpekler gibi yalnızız itiraf edemıyoruz..en yakın arkadaşlarımızla bile o kadar yakın olamıyoruz bencilliklerimizden tiyatroda başrol oynayacagına kendi hayatında fiğuran olmayı kabullensek belkı hersey çok daha lezzetli olacak.
sen yinede bi düşün istersen
eyvallah
bugün internette suriyede 10 kişinin idam edilişini seyrettim.film seyredercesine normal birşeymiş gibi.10 tane anası babası olan,arkadaşları öyle böyle bizim gibi hayatları olan insan birkaç saniye içinde öldürüldü.bu acı olayın içinde en acısı bu insanların içinde 10 yaşında bir çocugunda olmasıydı.nasıl korkunç bir dünyada yaşıyoruz inanmak istemedim..yarın aynı şeyin başımıza gelmemesi için 10 kişiden 100 kişiden dahada kalabalık olmalıyız.aynı şeyin başklarının tekrar başına gelmemesi içinde milyonlar olmalıyız.daha adil bir dunyanın olması için daha ne beklıyoruz.birçok insanın geleceğine inandığı mehdiyi geldiğinde tanıyacağımız düşünüyorsak neler yapacağınıda az çok kestirebiliyor olmamız gerekıyor.tek başımızada olsak içimizdeki mehdiyi dinleyip daha adil,daha çömert,daha dürüst,daha şevkatli,daha saygılı,daha temiz insanlar olmak için ne beklıyoruz.
işin kötü tarafı sanırım hepimizin içimizde hissettiğimiz doğru insanlar olduğumuz fikri kocaman bir yalan.biz iyi insanlar değiliz,bunca haksızlık varaken sessiz kalarak yada en azından içimizden bu olanlara nefret edemeyerek dilsiz şeytanlar oluyoruz.şeytanlar cennete giremez bizde giremeyeceğiz malesef.
kişisel menfaatlerimiz için yaşıyoruz ve kendimizi cuma günü camıye gidip,ramazanda birkaç gün oruç tutup yoldaki dilenciye elli kuruş vererek kusursuz müslümanlar yapıyoruz.şizofren beyinlerimizde hastalıklı bir cennetin hayaliyle ölüme yaklaşıyoruz.paylaşmayı bilmiyoruz.komşumuz açken tıkabasa yiyip yatabiliyoruz,kendimiz için istediklerimizi başkalarında görüp kıskançlıktan çatlıyoruz,parayı,mevkiyi,şöhreti kendimize tanrılar edinip onlara gizli gizli tapıyoruz.
hazır nefes alıp verebiliyorsak hala değiştirebilecek şeyler var demektir.değiştiremıyorsak malesef kaybedenlerde olacagız..dünyada en çok neyi arzuluyorsak,neler düşünüp hayalını kuruyorsak onların yanında dirileceğiz öteki tarafta.
büyük ihtimal yazdıklarım hiçkimse tarafından okumayacak.yanlışlıkla okuyan olursada saçmalık diyip geçecek buyuk ihtimal..doğru bunlar benim saçmalıklarım olabilir ama okuduysan yarın yolda gördüğün herhangi birine sebepsiz bir tebessüm etsen,senden daha çok ihtiyacı olan birine metroda yer versen,çöpleri karıştırıp karton toplayan çocugun cebine 50 lira sıkıştırsan ölmezsin belki akşam biraz daha rahat uyursun.onlarında senın gibi ınsanlar olduğunu unutmadan yaşarsan belkı kendini biraz daha az yalnız hissedersin..aslında hepimiz köpekler gibi yalnızız itiraf edemıyoruz..en yakın arkadaşlarımızla bile o kadar yakın olamıyoruz bencilliklerimizden tiyatroda başrol oynayacagına kendi hayatında fiğuran olmayı kabullensek belkı hersey çok daha lezzetli olacak.
sen yinede bi düşün istersen
eyvallah
4 Mart 2014 Salı
Tüm dünyanın olduğu gibi beyinlerimiz hızla yıkanıyor.daha kolay yonetilebilen yapay hedefler peşinde koşan insanlar oluyoruz hızla.hepimiz birşeylerin fanatiği olup yargılayamadan tuttuğumuz tarafın dışında herşeye düşman oluyoruz ve bunu öyle fanatikçe yapıyoruzki içimizde allahtan geldiğine inandığımız bir huzurla saldırıyoruz karşımızdakilere.fetullahçılar tayyibe,fenerliler cimboma,batılılar doğululara ölesiye düşman.tamda çok öncelerden beri kurgulandığı gibi.daha önceleri bizi yıkamayanlar kendi kendimizi yok edebilmemiz için bize lazım olan herşeyi veriyorlar.kıllarını bile kıpırdatmadan çayın demlenmesi ,yoğurdun mayalanması gibi gereken zamanın geçmesini beklıyorlar.aslında butun gucumuzle aynı tarafta olmaya mecbur olduğumuz gunler geçiriyoruz.farkında değiliz .farkına vardığımızdada çok geç olmuş olacak.çok yakında mutlu geçen yılların sonuna geleceğiz.her tarafımızda olan karmaşa bizide yutacak yakında..yunanıstandaki yokluk,suriyedeki savas,ıraktaki kaos bizimde kapımızda ve bunu kendi kendimize yapıyoruz.gri yada kirli beyaz olamayız artık.ya bembeyaz yada simsiyah arasında seçim yapmamız gereken zaman geldi.düşmanımızı görmeye çalışmalız yoksa düşmanımızın maşası olmaktan başka işimiz kalmayacak.
neyin peşinden koşuyoruz farkındamısınız.birçoğumuz zor geçiniyoruz,ve ölüme kadar başkalarını dahada zengin edebilmek için çalışmak zorundayız.kölelik hiçbir zaman bu kadar korkunç ve organize olmamıştı..eskiden kölelrin karnını doyurmakla,barınacak yer vermekle sorumlu efendiler vardı.şimdi sadece işine yarayanı bir iş ilanıyla kapısına kadar zorlamadan getiren ve işini gördüğü sürece besleyen eğer çok şanslıysak,iyi bir okul bitirip kendimizi geliştirebildiysek ağzımıza bir parmak bal çalan patronlar var..geri kalanların yoksulluğu kımsenın umrunda değil.her sabah kendi kurduğumuz saatle uyanıp hiçkimse zorlamadan kırbaçlamadan esir kamplarımız kendi ayaklarımızla gidiyoruz..niçin..ıphone alabilmek için.
şeytan sandığımız kadar korkunç bir yaratık değil ama hepimizden çok daha zeki.yaptığı oyunlarla kendi kuyumuzu kendimize kazdırıyor.ruhsuz ,menfaatçi,karaktersiz insanlar olduk inanmassan haberleri yarım saat seyret.uyanmanın ve birlik olmanın tam zamanı.insanca yaşamayı ögrenemessek hayvanlar gibi ölecegiz.
neyin peşinden koşuyoruz farkındamısınız.birçoğumuz zor geçiniyoruz,ve ölüme kadar başkalarını dahada zengin edebilmek için çalışmak zorundayız.kölelik hiçbir zaman bu kadar korkunç ve organize olmamıştı..eskiden kölelrin karnını doyurmakla,barınacak yer vermekle sorumlu efendiler vardı.şimdi sadece işine yarayanı bir iş ilanıyla kapısına kadar zorlamadan getiren ve işini gördüğü sürece besleyen eğer çok şanslıysak,iyi bir okul bitirip kendimizi geliştirebildiysek ağzımıza bir parmak bal çalan patronlar var..geri kalanların yoksulluğu kımsenın umrunda değil.her sabah kendi kurduğumuz saatle uyanıp hiçkimse zorlamadan kırbaçlamadan esir kamplarımız kendi ayaklarımızla gidiyoruz..niçin..ıphone alabilmek için.
şeytan sandığımız kadar korkunç bir yaratık değil ama hepimizden çok daha zeki.yaptığı oyunlarla kendi kuyumuzu kendimize kazdırıyor.ruhsuz ,menfaatçi,karaktersiz insanlar olduk inanmassan haberleri yarım saat seyret.uyanmanın ve birlik olmanın tam zamanı.insanca yaşamayı ögrenemessek hayvanlar gibi ölecegiz.
1 Mart 2014 Cumartesi
Büyük Günah Nedir?
ihsan eliaçık
Acaba Kur’an’ın “büyük günah” dediği şey nedir?
Namaz kılmamak mı?
Oruç tutmamak mı?
Başörtüsü takmamak mı?
Kur’an’da “suç, günah, hata” tabirlerinden öte bir de “büyük suç/hata/günah” tabirleri geçiyor.
Baktığımızda bunların 7 yerde geçtiğini görüyoruz.
Ne olduğunu anlamak istiyorsanız, gelin birlikte bakalım.
Nuzül (iniş) sırasına göre sıralıyorum;
***
İlki NECM suresinde:
“Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Bu, kötülük yapanların karşılıksız kalmaması, güzellik yapanların ise daha güzeliyle karşılıklarını bulması içindir. Onlar ki arada bir hataya düşseler de büyük günahlardan (kebârie’l-ism) ve çirkin davranışlardan kaçınırlar. Rabbinin mağfireti geniştir; bundan hiç şüpheniz olmasın.” (Necm; 53/31-32).
{KEBÂİRE’L-İSM}: Sözlükte [كبر ] kökü “büyük olmak”, [ثما] kökü de “suç işlemek, günaha girmek” demektir. Bu iki kelimeden oluşan [كباءر الاثم ] ise “büyük günahlar” demektir. Bu deyim aslında sadece Müslümanlara değil; insanlığa önemli mesajlar vermektedir. Ayette geçen lemem kelimesi ise “Bir anlık şuursuzluk hali” demek olup (Razi) “küçük günahlar, ufak tefek hatalar” şeklinde meşhur olmuştur. Demek ki “Günahın büyüğü küçüğü olmaz” sözü doğru değildir. Suçun ve günahın büyüğü olur ve Kur’an bu anlamda büyükler (kebâir) demektedir.
Peki büyük günahtan ne anlamalıyız?
Ayet bağlamına baktığımızda, “Dünya ve ahiret Allah’ın’dır” (Necm; 53/25) ve “Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır” (Necm; 53/31) tekrarlı vurgularından da anlaşılacağı gibi büyük günah (kebâire’l-ism) “sahiplenme” (mülk) ile ilgilidir.
Keza aynı bağlamda “İnsan için emeğinden başka hakkı yoktur” (Necm; 53/39) ve “Onun emeği karşılığını görecektir (Necm; 53/40) tekrarlı uyarısından da anlaşılacağı gibi kişi emeğinden başka bir şeye sahip değildir. Bunu unutup örneğin çit çevirerek, emeği sömürerek vs. Allah’ın mülkünü ve insanların alınterini sahiplenmeye kalkışması büyük günah (kebâire’l-ism) olmaktadır. Sure bağlamından anlaşılan budur.
***
İkincisi VAKIA suresinde:
“İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su… Kapkara boğucu bir duman… Ne serinletir ne rahatlatır… Çünkü onlar bundan önce zenginliğin şımarttığı kimseler (mutrefîn) idi ve/yani büyük günah (hınsı’l-azîm) üzerinde ısrar ediyorlardı.” (Vakıa; 56/42-46).
{MUTREF}: “Bolluk içinde olan, şımarmış” demektir. Bolluk ve nimet içinde olmak, şımarmak (teref), konfor içinde olmak, nimetler içinde yüzmek (teterrûf), konfor, rahatlık, lüks, şımarıklık (teref) kelimeleri bu kökten… Demek ki mütref bir toplumun rahatlık ve konfordan şımarmış, “fors” sahipleri demektir… Bu durumda Kur’an’da sık sık geçen mele-i mütref “kavmin zenginlikten şımarmış ileri gelenleri” demek oluyor. Bugün için devlet beslemesi ailelere, sosyete çevrelerine, lüks ve sefahat içinde yaşayan zümrelere ve onlara özenenlere tekâbül eder. (Bkz. “Kur’an’da alttakiler ve üsttekiler” makalesi).
Bu durumda ayet bağlamında büyük günah (hınsı’l-azîm) insanlar açlık ve yoksulluk içindeyken zenginlik, bolluk ve refah içinde yaşamak ve bunun verdiği vurdumduymazlık ve şımarıklık (mutref) demek oluyor. Öyle ki böylesi tipler bu şımarıklık içinde hesap, kitap, mizan, yeniden diriliş nedir bilmezler, aldırış etmezler, bunları hiç umursamazlar.
***
Üçüncüsü İSRA suresinde:
“Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onlara da size de rızkı veren Biziz. Doğrusu onları öldürmek büyük bir günahtır (hıtaen kebîrâ).” (İsra; 17/31).
Yani: “Çalışmıyorlar, yağmaya, talana katılıp mal getirmiyorlar, hiç bir işe yaramıyorlar” veya “Beş parasız oldukları için zengin bir koca talip olmuyor, fakirlere gidiyorlar” veya “Büyüyünce tefeci bezirgânların eline düşerler, genelevlerinde çalıştırırlar, iyice rezil rüsva oluruz” veya “Belki bize acırlarda bol rızık ve mal verirler, onun için tanrılara kurban sunalım” diyerek çocuklarınızı sakın öldürmeyin. Bu çok büyük bir günah/cinayettir…
Çünkü bunlar Mekke’de oluyordu.
Görüldüğü gibi burada da konu (büyük günah) ve vurgu (mülk;zenginlik/yoksulluk) aynı.
***
Dördüncüsü ŞURA suresinde:
“Size verilmiş bulunan şeyler dünya hayatının metaıdır. Allah’ın yanındakiler ise iman edip sadece Rablerine dayananlar için daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Onlar büyük günahlardan (kebâire’l-ism) ve çirkin davranışlardan uzak dururlar.” (Şura; 42/36-37).
Yine buradaki büyük günah da (kebâire’l-ism) yukarıdaki Necm suresindeki ile aynı. Vurgu da oradaki ile aynı. Orada “Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır.” dendikten sonra gelirken, burada “Size verilen şeyler dünya hayatının metaıdır.” dendikten sonra kullanılıyor. Demek ki büyük günah (kebâire’l-ism) dünya hayatını (malı, mülkü) ve ondan gelen faydayı (meta) bencilce sahiplenmedir. Oysa mülk Allah’ındır (dünya hayatı; yer, gök, mal, meta) ve insan için emeğinden başka hakkı yoktur.
Ayetin devamında da büyük günahtan (kebâire’l-ism) kurtulmak için ne yapılması gerektiği açıklanıyor: Allah’a güvenmek, kalıcı olanın O olduğunu kabul etmek, mal ve meta hırsına kapılıp elde edemeyince öfkelenmemek, salât etmek, etrafına danışmak ve verilen rızıklardan infak etmek… (Şura; 42/37-38). Metnin dışına çıkmaksızın bağlamdan baktığımızda durum budur.
***
Beşincisi BAKARA suresinde:
“Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: ‘Onlarda hem büyük günah (ism kebir), hem de insanlar için yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.’ Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: ‘İhtiyaçtan fazlasını.” (Bakara; 219).
Görüldüğü gibi burada da büyük günah (kebâire’l-ism) kavramının öncesinde içki ve kumar sonrasında da infaktan bahsediyor. Bu ikisi arasındaki bağlantı açıktır: Bir şeyi (kumar gibi) haksız yere sahiplenmek büyük gühahtır. Sahip olduklarının fazlasını elden çıkarmak (infak) gerekir. Bunu yapmayan da büyük günah işlemiş olur. Demek ki içki, kumar, zina, altın, ipek vs. “zenginliğin şımarttığı kimse” (mütref) davranışıdır. Onlara özenmemeliyiz. İşte sahip olduklarını infak etmeyip böyle heva ve heves yolunda harcayanlar büyük günah işlemiş oluyorlar.
İşte bu beş yer Kur’an’da büyük günah/suç/hata anlamında iki kelimeyle; kebârie’l-ism, hınsı’l-azîm, hıtaen kebîrâ, ism kebîr (tamlama) olarak geçen yerler.
Şu iki yerde de tek kelimeyle (kebâir) ve fakat aynı anlamda geçiyor:
***
Altıncısı yine BAKARA suresinde;
“Sana haram aylarda ve Mescit-i Haram'da savaşmayı soruyorlar. Onlara söyle: Haram aylarda ve Mescit-i Haram'da savaşmak büyük (kebîr) bir şeydir. Bu, insanları Allah'ın yolundan menetmek ve kâfirlik anlamına gelir. Halkı yerinden yurdundan sürmek ise Allah katında çok daha büyüktür (ekber). Baskı, zulüm ve zorbalık (fitne) öldürmekten daha büyüktür (ekber). Bu zalim zorbalar, eğer güçleri yetse yolunuzdan döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan vazgeçmeyecekler.” (Bakara; 217).
Ayette neye büyük/daha büyük (kebir/ekber)) dendiğine dikkat ediniz: Haram aylarda ve Mescid-i Haram’da savaşmak… Halkı yerinden yurdundan sürmek… Baskı, zülüm, zorbalık…
Adeta denmek isteniyor ki: Sana haram ayda ve Mescit-i Haram’da savaşmayı soruyorlar. Bu çok kötü bir günahtır. Haram aylarda ve Mescit-i Haram’da savaşmak düpedüz insanları Allah’ın yolundan menetmek ve Allah’ı inkârdan başka bir şey değildir. (Ebu Muslim). Hem Allah’ın evini kendi tekeline alacaksın, hem de bu anıtın gerçek sahiplerinin oraya girmesine engel olacaksın. Allah’ın savaşmayı yasakladığı aylarda silâh çekmekten, kan dökmekten çekinmeyeceksin. Allah’ın Evi’ni savaş ve kan dökülen bir yer haline getireceksin. Ne ayların ne de Ev’in hiçbir saygınlığına uymayacaksın. Bunları ihlâl doğrudan Allah’ı inkârdır. Üstelik ahaliyi yerinden yurdundan edeceksin. Allah’ın Evi’nin gerçek bağlılarını şehirden süreceksin, “Buralar benim” diye kibrinden geçilmeyecek! Bu da zulüm üstüne zulümdür. “Hem suçlu hem güçlü” diye buna denir. Şüphesiz savaş iyi bir şey değil. Haram aylarda ve Mescit-i Haram’da savaş ise daha kötüdür. Baskı, zulüm ve zorbalık (fitne) ise savaştan çok daha kötü, çok daha beterdir.
Görüldüğü gibi ayette büyük günahın mantığı aynı: Sahiplenmek! Bu sefer sahiplenilen yer üstelik Allah’ın evi Kabe…
***
Yedincisi NİSA suresinde:
“Eğer siz yasaklandığınız büyük günahlardan (kebâir) kaçınırsanız kusurlarınızı (seyyiât) bağışlar ve itibarınızı yükseltiriz.” (Nisa;31).
Buradaki “büyüklerin” (kebâir) ne olduğunu anlamak için de ayetin öncesine ve sonrasına (parağrafa) bakmamız yeterlidir çünkü tam anlaşılmadı.
Sizce bu ayetin öncesinde neden bahsediliyor olabilir?
Okuyun;
“Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla dahi olsa haksız yere yemeyin. Kendi kendinizi aldatmayın. Allah size karşı gerçekten merhametlidir. Kim haddi aşarak, haksızca bunu yaparsa yarın onu ateşe atacağız. Allah’a göre bunu yapmak çok kolaydır.” (Nisa; 29-30).
Yani: Ey iman edenler! Bırakın açıktan haksızlık yaparak birbirinizin malını yemeyi, “kamu” adını vererek “birbirinizin malı” haline getirdiğiniz ortak malı (beytu’l-mal), karşılıklı paslaşarak, eşe dosta peşkeş çekerek, usulsüz ihalelerle ve ulufe dağıtmalarla, alan memnun veren memnun tarzında dahi olsa yemeyin… Birbiriniz ile dışarıdan bakılınca sanki ticaret yapıyormuş gibi görünen ve fakat gerçekte danışıklı dövüş olan alışverişlerden sakının. Böyle yaparak kendi kendinizi aldatmayın…
Peki ayetin sonrasında neden bahsediliyor olabilir?
Okuyun;
“Allah’ın kiminize kiminizden farklı verdiği şeylere göz dikmeyin. Erkekler için kazandıklarından bir pay, kadınlar için de kazandıklarından bir pay vardır. Allah’tan, O’nun lütfunu isteyin. Allah her şeyi biliyor. Herkes için bir şeyler bırakabileceği varisler tayin etmişizdir; anne-babalar, yakın akrabalar, nikâh akti ile bir araya gelenler. Sözleşmelerinizden doğan payları verin. Allah her şeyi inceden inceye görüyor.” (Nisa; 32-33).
Yani: Allah “eşitliği” takdir etmiştir (Fussilet; 10). Rızık ve rızık kaynaklarını, yarattığı insanların eşitçe kullanacağı şekilde “taksim” etmiştir. Bu doğal taksimatta herkes farklı ve fakat eşittir. Kimine kiminden farklı yetenekler vermiştir. Bunları istismar ederek, farklılıklarınızdan eşitsizlik çıkarmayın. Tekel, kast, sınıf, hiyerarşi ve hegomonya oluşturmayın. İlahî/doğal taksimatta her şey herkese yeter. Ötekinin “payına” düşene göz dikmeyin, fazlasına tamah ederek eşitsizlik yaratmayın. Erkekler için kazandığından bir “pay”, kadınlar için de kazandıklarından bir “pay” vardır. Paylarınıza razı olun, daha fazlasına sahip olmaya çalışmayın. Bu paylar zaten aranızda varisler yoluyla birbirinize geçecektir, ihtirasa kapılmanıza gerek yok. Sözleşmelerden doğan haklara riayet edin, kime ne “pay” düşüyorsa adaletlice dağıtın; bölüşün, paylaşın…
Ayetin öncesini ve sonrasını okuyunca sanırım “büyük günah” (kebâir) neymiş anladınız; Başkasının payına göz dikmek… Daha fazlası hırsıyla mal toplamak… Kamu malını zimmetine geçirmeye kalkmak… Sahip olduklarıyla eşitliği bozmak; üstünlük taslamak, sınıf yaratmak, hegemonya oluşturmak…
***
Görüldüğü gibi Kur’an’da “büyük günah” bir şeyi sahiplenme (mülk) etrafında dönmektedir.
Bu, Kur’an’ın bir taraftan Adem kıssasındaki vesveselerin anası (şecere-i huld ve mülk-i la yebla) diğer taraftan da en “en büyük zulüm” (zulmün azîm) dediği şirk ile ilgilidir.
Şecere-i huld: Son sınırına varıncaya kadar mal toplama. Şecere: toplayan şey, huld: son sınır. Sembolik dilde “sonsuzluk ağacı”… (Taha; 120).
Mülk-i la yebla: Yıkılmayacak bir iktidar ve mal sahibi olma. (Taha; 120).
Şirk-i zulmün azîm: En büyük zulüm ortak olmaya kalkmak. (Lokman; 13).
Sözlükte şirk bir malın iki sahibi olması demektir. Örneğin “şirket” te mal ortaklığı vardır. Allah’ın mülkünden bir şeyi sahiplenip ortak olmaya kalkarsanız O’na şirk koşmuş olursunuz. Allah’ın mülkünden (gökler ve yer) hiç bir şeye sahip olamazsanız, sahip olduğunuz tek şey emeğinizdir, ondan da size bir “pay” vardır. Gerisi kamunun/herkesindir.
Bunları unutup Şeytanın vesvesesine kapılarak son sınırına kadar toplamaya (şecere-i huld) kalkar ve yıkılmayacak bir mülkün (mülk-i la yebla) peşinden giderseniz “büyük günah” işlemiş olursunuz.
Kur’an verileri ışığında “büyük günah” bu olmak icap eder.
İlmihal kitaplarındaki büyük günah listelerini unutun.
Yukarıda göstermeye çalıştığımız yedi yerde geçen büyük günah ayetlerini Kur’an’dan tekrar tekrar okuyun…
10 Şubat 2014 Pazartesi
PUZZEL
içimizden bir ses hayatta hep birşeylerin eksik olduğunu fısıldıyor bize.bizimde ilk aklımıza gelen genellikle bir araba,yeni akıllı bir telefon, enn süperinden bir tablet,çakmada olsa üzerinde meşhur bir markanın amblemi bulunan bir mont,salonunun perdeleri oluyor.sabahın köründe kalkıp başkalarına kölelik yapan insanlara bizde gönüllü köle olarak 3 ay cep telefonu için,3 yıl araba için 10 yıl bir ev için zamanımızı satmak bize ölesiye cazip geliyor o zaman.ama alınan hiçbirşey doyuramıyor ruhumuzu çünkü sidik yarıştıracağımız o kadar çok insan varki.birilerine çok çekici görünmemiz gerekiyor.aynı sırada çocuğunuz hızla büyüyor,babanız yaşlanıyor,saçlarınız dökülüp,anannenizde ölüyor.ama bunlar için kaybedecek zamanınız yok sizin.çocuğunuzla daha sonrada zaman geçirebilirsiniz.babanızla bir sonraki hafta 15 dakika görüşsenizde yeter.babanne zaten yaşlı ve gereksiz sevgi gösterilerinde bulunan bir kadındı eksikliği çokta sıkıntı yaratmaz.bizim daha güzel bir arabaya ihtiyacımız var çünkü.kamilin arabasından dahada güzel bir arabaya,neclanın halısından daha pahalı halılara...
ne kadar çirkin ve bomboş insanlar olduğumuzu babannemizin arkasından babamızıda kaybedince biraz anlar gibi oluyoruz ama yarışta durmak yok daha fazla daha fazla kazanmakıyız.faturalar var bir kere,telefonu aldığımız kredi kartının ödemeleri.kanser gibi hızla ruhumuza bulaşan bençillik ve aç gözlülük artık allahtan ümit kesilmez denilen hasta adam durumunda.seviyor gibi yaptığımız insanları aslında o kadarda sevmediğimizi anlamaya başlıyoruz sonra.en yakın arkadaşlarımızı kıskandığımız zamanlar oluyor.anneniz hastayken derbide mağlubiyet daha buyuk dert oluyor.
neler yaptılar bize yada bize neler yapmalarına izin verdik.uyanmazsak bizi mutlu edeceklerini umud ettiğimiz şeylerin peşinde bomboş hayatlar yaşayarak öleceğiz.bunun ne kadar büyük bir problem olduğunu anlayamayacak kadar uyuşmuş durumdayız.haberlerde öldürülen insanlar zerre kadar canımızı acıtmıyor.aç çocuklara adettendir diye yazııık diyip geçiyoruz.bizlermi cenneti umud ederek yaşıyoruz.aslında biraz düşünsek hepimiz nereye gideceğimizi tahmin edebiliriz..afrikada linç edilen genç zenci adamın yerine koyun kendinizi.kolları baçakları parçalanıp öldürülürken etraftakilerin cep telefonuyla çektikleri adamın yerine.dünya belkıde hiçbir zaman bu kadar çirkin biryer olmamıştı.yarın bizde aynı duruma düştüğümüzde bizede merhamet edecek kimse olmayacak.çığlıklarımız etrafımızdakilerin zafer çıglıklarına karışacak ama yardım eden hiç kimse olmayacak.
korkunç derecede yalnızız ve bunu eşşekler gibi biliyoruz.içinde bulunduğumuz zindanı kendi ellerimizle yaptık.cocuklarımızın hücrelerinin ilk taşlarını yıne kendi ellerimizle koyuyoruz.insanlarla aramızda statüye dayanan ilginç bir ilişki var.başkalarının mutsuzlukları bizleri mutlu ediyor.
ama aslında içimizde hissettiğimiz o doyumsuz isteği doldurmanın çok daha kolay bir yolu var çok daha ucuz,çok daha keyifli.sevmek.söylemesi kolay ama hissedebilmek için erdemli insanlar olmamız gereken sevmek.biliyorum çok buyuk bir çoğunluğumuz bu sınavı geçemeyecek.üniversite sınavına girip boğaziçini kazananların oranından daha bile azı mutlu olabilecek buyuk ihtimal.yaşlanıp son nefesimizi verirken keşki yavruma sımsıkı birdaha sarılabilsem diyeceğiz ama oyun bitti.
puzzel gibi birbirimizi tatamlamamız gerekırken düşman olmayı şeçtiğimiz için,sevgiyi çok ucuza sattığımız,sevdiklerimizle geçirebileceğimiz her anı gönüllü kölelik yaparak geçirdiğimiz için biz kaybettik arkadaşım.dünyadada çehennemdede kahrolacağız.
yalansa yalan de.
6 Şubat 2014 Perşembe
5 Şubat 2014 Çarşamba
Hızla kendi hayatımızın sonlarına yaklaşırken aynı anda bildiğimiz dünyanında sonuna hızla yaklaşıyoruz.tarih kitaplarından okuduğumuz felaketler,savaşlar,salgınlar hep bizler gibi insanların başına gelmiş. Ölümler,sıkıntılar, hastalıklar,yoksulluk,zalimler bizim gibi insanlara musallat olmuş.Bence dünya yine böyle bir eşiğe yaklaştı.korunaklı evlerimiz, huzur içinde dolaşabildiğimiz caddeler parklar,tatillerimiz, bayramlarımız geride kalmak üzere.zaten günümüz insanıda mutlu olabilmek için insanın barındırması gereken birçok erdemide hızla kaybetmeye başlamış durumda.bencilikle daha fazlasını isteyen insan başkalarının mutluluğunu düşünmeden yaşarken doymak bilmeyen egosunuda tatmin edemediği için kendiside mutsuz.bazılarımız yıyebileceğimizden,giyebileceğimizden fazlasına sahip olmamıza ragmen daha fazlasını istiyor.bir kısım insanda yetecek kadarına sahip olmanın ümidini bile yitirmiş durumda.dünyaın sonunu getiren aktivitede hepimiz kendimize biçilen rolü eksiği olmadan fazlasıyla kusursuzca yerine getiriyoruz.suçlayabileceğimiz çok fazla insan yok aslında..biryerlerde açlıktan ölen insanlar varken,birileri zalimce katledilirken,bazı insanların kendi yaşadığı topraklardaki niğmetleri çok uzak ülkeredeki başkaları tarafından sömürülüp yoksulluk içinde yaşamak zorunda bırakılırken, içimizde bu ayın sonundaki kredi kartı borcumuzu nasıl ödeyeceğimiz sıkıntısından yada arabayı nasıl yapsamda değiştirsem sorunlarına kafa yorduğumuz kadar yormadığımız için hepimiz azda olsa bu sonun parçasıyız.bizde onlarla aynı duruma düştüğümüzde dünyanın diğer rahat yaşayan kısmı bizi hiç düşünmeyecek ve bu durum kanser gibi agır agır devam ederek dünyanın sonun getirecek..
Ama durum bizim için biraz daha hızlı ilerleyecek görünüyor.en başta müslümanız ve dünya üzerindeki müslümanların coğu bu eşiği geçmiş durumda.enerji kaynaklarının olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz ve enerji çağımızın en değerli, savaşlar cıkarıp haritalar değiştiren etkeni.birilerinin kutsal saydığı topraklar üzerinde yaşıyoruz ve bu topraklar onların vaad edilmiş toprakları.aynı bizim kutsal saydığımız yerler gibi onlarında gözleri bu topraklarda.
bu durum bizim her an uyanık olmamızı gerektiriyor ama sinsice yapılanlar bizi kendimizden geçirip kendi kendimizi gırtlaklar duruma getirmiş.aslında aynı kıyamet alameti gibi birbirimizi gırtlaklar durumunda olmamız bu eşiğin en belirgin işareti bence.hiçbir zaman olmasını istemediğimiz ve gözümüzün önündekini görmememek için çaba sarfettiğimiz durum gerçekleşmek üzere,eger uyanmassak ve birlik olamassak,insan olamazsak,paylaşmayı beceremezsek,takım olmayı beceremezsek,en ufak paydada birleşemessek ki bunun olması imkanısıza yakın bence.çocuklarımız çok daha kötü bir dünyada yaşamak zorunda kalacak (tabi hayatta kalmayı başarabilirsek).
söylemeye çalıştığım sey bir uyarı değil sadece kişisel bir öngörü.en kötü şartlarda bile hak ettiğimizden fazla sıkıntı yaşamıyacagız dert etmeyin.çünkü bunu biz hak ediyoruz.
bence kötü durumlara göre b planlarınız cebinizde dursun.savaş çıkarsa,salgın hastalıklar olursa,ekonomik krizler,iç savaşlar,kıtlık,uzaylı görünümlü dünyalar,vs vs
yada olmasını ummadığım kendimde de o potansiyeli göremediğim iyi insanlar olarak , duyarlı,çömert,uyanık,pozitif ,yapıcı,sağ duyulu insanlar olmaya çalışarak oyunun planını biryerlerde değiştirmeye çalışabiliriz..
afedersiniz siz zaten yukarıda saydığım butun özellikleri taşıyordunuz zaten :) .şapkayı önümüze koyarak tekrar tekrar düşünmemiz gerekıyor bence.gercekten başkaları için yaşayabilecek bir nesil,bir takım,bir vicudun organları gibi olmayı başaramazsak malesef SONDAN BİR ÖNCEKİ DURAKtayız ve birazdan bizi bu trenden indircekler beyler.
3 Şubat 2014 Pazartesi
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



