Translate

10 Şubat 2014 Pazartesi

PUZZEL


                içimizden bir ses hayatta hep birşeylerin eksik olduğunu fısıldıyor bize.bizimde ilk aklımıza gelen genellikle bir araba,yeni akıllı bir telefon, enn süperinden bir tablet,çakmada olsa üzerinde meşhur bir markanın amblemi bulunan bir mont,salonunun perdeleri oluyor.sabahın köründe kalkıp başkalarına kölelik yapan insanlara bizde gönüllü köle olarak 3 ay cep telefonu için,3 yıl araba için 10 yıl bir ev için zamanımızı satmak bize ölesiye cazip geliyor o zaman.ama alınan hiçbirşey doyuramıyor ruhumuzu çünkü sidik yarıştıracağımız o kadar çok insan varki.birilerine çok çekici görünmemiz gerekiyor.aynı sırada çocuğunuz hızla büyüyor,babanız yaşlanıyor,saçlarınız dökülüp,anannenizde ölüyor.ama bunlar için kaybedecek zamanınız yok sizin.çocuğunuzla daha sonrada zaman geçirebilirsiniz.babanızla bir sonraki hafta 15 dakika görüşsenizde yeter.babanne zaten yaşlı ve gereksiz sevgi gösterilerinde bulunan bir kadındı eksikliği çokta sıkıntı yaratmaz.bizim daha güzel bir arabaya ihtiyacımız var çünkü.kamilin arabasından dahada güzel bir arabaya,neclanın halısından daha pahalı halılara...

             ne kadar çirkin ve bomboş insanlar olduğumuzu babannemizin arkasından babamızıda kaybedince biraz anlar gibi oluyoruz ama yarışta durmak yok daha fazla daha fazla kazanmakıyız.faturalar var bir kere,telefonu aldığımız kredi kartının ödemeleri.kanser gibi hızla ruhumuza bulaşan bençillik ve aç gözlülük artık allahtan ümit kesilmez denilen hasta adam durumunda.seviyor gibi yaptığımız insanları aslında o kadarda sevmediğimizi anlamaya başlıyoruz sonra.en yakın arkadaşlarımızı kıskandığımız zamanlar oluyor.anneniz hastayken derbide mağlubiyet daha buyuk dert oluyor.

            neler yaptılar bize yada bize neler yapmalarına izin verdik.uyanmazsak bizi mutlu edeceklerini umud ettiğimiz şeylerin peşinde bomboş hayatlar yaşayarak öleceğiz.bunun ne kadar büyük bir problem olduğunu anlayamayacak kadar uyuşmuş durumdayız.haberlerde öldürülen insanlar zerre kadar canımızı acıtmıyor.aç çocuklara adettendir diye yazııık diyip geçiyoruz.bizlermi cenneti umud ederek yaşıyoruz.aslında biraz düşünsek hepimiz nereye gideceğimizi tahmin edebiliriz..afrikada linç edilen genç zenci adamın yerine koyun kendinizi.kolları baçakları parçalanıp öldürülürken etraftakilerin cep telefonuyla çektikleri adamın yerine.dünya belkıde hiçbir zaman bu kadar çirkin biryer olmamıştı.yarın bizde aynı duruma düştüğümüzde bizede merhamet edecek kimse olmayacak.çığlıklarımız etrafımızdakilerin zafer çıglıklarına karışacak ama yardım eden hiç kimse olmayacak.

         korkunç derecede yalnızız ve bunu eşşekler gibi biliyoruz.içinde bulunduğumuz zindanı kendi ellerimizle yaptık.cocuklarımızın hücrelerinin ilk taşlarını yıne kendi ellerimizle koyuyoruz.insanlarla aramızda statüye dayanan ilginç bir ilişki var.başkalarının mutsuzlukları bizleri mutlu ediyor.

         ama aslında içimizde hissettiğimiz o doyumsuz isteği doldurmanın çok daha kolay bir yolu var çok daha ucuz,çok daha keyifli.sevmek.söylemesi kolay ama hissedebilmek için erdemli insanlar olmamız gereken sevmek.biliyorum çok buyuk bir çoğunluğumuz bu sınavı geçemeyecek.üniversite sınavına girip boğaziçini kazananların oranından daha bile azı mutlu olabilecek buyuk ihtimal.yaşlanıp son nefesimizi verirken keşki yavruma sımsıkı birdaha sarılabilsem diyeceğiz ama oyun bitti.

         puzzel gibi birbirimizi tatamlamamız gerekırken  düşman olmayı şeçtiğimiz için,sevgiyi çok ucuza sattığımız,sevdiklerimizle geçirebileceğimiz her anı gönüllü kölelik yaparak geçirdiğimiz için biz kaybettik arkadaşım.dünyadada çehennemdede kahrolacağız.

         yalansa yalan de.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder