Translate

5 Şubat 2014 Çarşamba


                      Hızla kendi hayatımızın sonlarına yaklaşırken aynı anda bildiğimiz dünyanında sonuna hızla yaklaşıyoruz.tarih kitaplarından okuduğumuz felaketler,savaşlar,salgınlar hep bizler gibi insanların başına gelmiş. Ölümler,sıkıntılar, hastalıklar,yoksulluk,zalimler bizim gibi insanlara musallat olmuş.Bence dünya yine böyle bir eşiğe yaklaştı.korunaklı evlerimiz, huzur içinde dolaşabildiğimiz caddeler parklar,tatillerimiz, bayramlarımız geride kalmak üzere.zaten günümüz insanıda mutlu olabilmek için insanın barındırması gereken birçok erdemide hızla kaybetmeye başlamış durumda.bencilikle daha fazlasını isteyen insan başkalarının mutluluğunu düşünmeden yaşarken doymak bilmeyen egosunuda tatmin edemediği için kendiside mutsuz.bazılarımız yıyebileceğimizden,giyebileceğimizden fazlasına sahip olmamıza ragmen daha fazlasını istiyor.bir kısım insanda  yetecek kadarına sahip olmanın ümidini bile yitirmiş durumda.dünyaın sonunu getiren aktivitede hepimiz kendimize biçilen rolü eksiği olmadan fazlasıyla kusursuzca yerine getiriyoruz.suçlayabileceğimiz çok fazla insan yok aslında..biryerlerde açlıktan ölen insanlar varken,birileri zalimce katledilirken,bazı insanların kendi yaşadığı topraklardaki niğmetleri çok uzak ülkeredeki başkaları tarafından sömürülüp yoksulluk içinde yaşamak zorunda bırakılırken, içimizde  bu ayın sonundaki kredi kartı borcumuzu nasıl ödeyeceğimiz sıkıntısından yada arabayı nasıl yapsamda değiştirsem sorunlarına kafa yorduğumuz kadar yormadığımız için hepimiz azda olsa bu sonun parçasıyız.bizde onlarla aynı duruma düştüğümüzde dünyanın diğer rahat yaşayan kısmı bizi hiç düşünmeyecek ve bu durum kanser gibi agır agır devam ederek dünyanın sonun getirecek..

                  Ama durum bizim için biraz daha hızlı ilerleyecek görünüyor.en başta müslümanız ve dünya üzerindeki müslümanların coğu bu eşiği geçmiş durumda.enerji kaynaklarının olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz ve enerji çağımızın en değerli, savaşlar cıkarıp haritalar değiştiren etkeni.birilerinin kutsal saydığı topraklar üzerinde yaşıyoruz ve bu topraklar onların vaad edilmiş toprakları.aynı bizim kutsal saydığımız yerler gibi onlarında gözleri bu topraklarda.

               bu durum bizim her an uyanık olmamızı gerektiriyor ama sinsice yapılanlar bizi kendimizden geçirip kendi kendimizi gırtlaklar duruma getirmiş.aslında aynı kıyamet alameti gibi birbirimizi gırtlaklar durumunda olmamız bu eşiğin en belirgin işareti bence.hiçbir zaman olmasını istemediğimiz ve gözümüzün önündekini görmememek için çaba sarfettiğimiz durum gerçekleşmek üzere,eger uyanmassak ve birlik olamassak,insan olamazsak,paylaşmayı beceremezsek,takım olmayı beceremezsek,en ufak paydada birleşemessek ki bunun olması imkanısıza yakın bence.çocuklarımız çok daha kötü bir dünyada yaşamak zorunda kalacak (tabi hayatta kalmayı başarabilirsek).

             söylemeye çalıştığım sey bir uyarı değil  sadece kişisel bir öngörü.en kötü şartlarda bile hak ettiğimizden fazla sıkıntı yaşamıyacagız dert etmeyin.çünkü bunu biz hak ediyoruz.

            bence kötü durumlara göre b planlarınız cebinizde dursun.savaş çıkarsa,salgın hastalıklar olursa,ekonomik krizler,iç savaşlar,kıtlık,uzaylı görünümlü dünyalar,vs vs

          yada olmasını ummadığım kendimde de o potansiyeli göremediğim iyi insanlar olarak , duyarlı,çömert,uyanık,pozitif ,yapıcı,sağ duyulu insanlar olmaya çalışarak oyunun planını biryerlerde değiştirmeye çalışabiliriz..

          afedersiniz  siz zaten yukarıda saydığım butun özellikleri taşıyordunuz zaten :)  .şapkayı önümüze koyarak tekrar tekrar düşünmemiz gerekıyor bence.gercekten başkaları için yaşayabilecek bir nesil,bir takım,bir vicudun organları gibi olmayı başaramazsak malesef SONDAN BİR ÖNCEKİ DURAKtayız ve birazdan bizi bu trenden indircekler beyler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder